siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2022 Salı

 İyi Partili vekil hastaneye kaldırıldı..Yoğun bakım da.

Bütçe görüşmelerinin devam ettiği TBMM Genel Kurulu'nda AK Parti ve İYİ Parti milletvekilleri arasında kavga çıktı. Yumrukların konuştuğu kavgada İYİ Partili Hüseyin Örs'ün başı yarıldı. Hastaneye kaldırılan Örs, yoğun bakım servisine alındı.



TBMM'de dün başlayan bütçe görüşmeleri bugün devam ediyor. Dün akşam AK Parti ve CHP'li vekiller arasında yaşanan hararetli tartışma sonrasında bugün de Genel Kurul'da kavga çıktı.

İYİ PARTİLİ VEKİLİN BAŞI YARILDI

İYİ Parti Milletvekili Ümit Beyaz kürsüde konuşma yaparken AK Parti ve İYİ Parti milletvekilleri arasında tansiyon yükseldi. Yaşananların ardından Meclis Başkanvekili Haydar Akar oturuma 10 dakika ara verdi. Çıkan kavgada İYİ Parti Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs, AK Partili Zafer Işık ile yumruklaştı. Işık'ın parmağındaki yüzük nedeniyle Örs'ün kafasında açılma oldu. Kalp problemi olduğu öğrenilen Örs, kaldırıldığı hastanede yoğun bakıma alındı.

31 Mart 2014 Pazartesi

Sarıgül neden kaybettiğini açıkladı
Mustafa Sarıgül seçim sonuçlarını bir basın açıklaması ile değerlendirdi.

İşte Sarıgül'ün o açıklaması:
Olağanüstü bir dönem yaşayan ülkemizde; gerçek demokrasi için, ötekisi olmayan bir İstanbul’un mümkün olduğunu göstermek için, birlikte sevgiyle yaşanabileceğini göstermek için, İstanbul’un yüzde 50’sinin değil yüzde 100’ünün kucaklanabileceğini göstermek için, Partimin ve İstanbullu yurttaşlarımın bana verdiği tarihi sorumluluğun bilincinde yerel seçimlere katıldım.

Bu seçimlerin her anlamda kolay geçmeyeceğini çok iyi biliyordum. Bu karanlık dönemi aydınlatmaya çalışırken, seçim sürecinin ve gecesinin karanlık oyunlarla dolu olacağını siyasi tecrübem bana gösteriyordu. Gerçek demokrasiyi yerleştirmenin, değişmez kılmanın kolay bir yolculuk olmadığını biliyorum. Bunu bir kez daha gördük.

Ben bu yolculukta, halkımın bana verdiği sorumluluğun tüm gereklerini yerine getirdiğime kalpten inanıyorum. İstanbul’da yapılabilecek her türlü çalışmayı yaptık. Ben ve arkadaşlarım bu seçim sürecinde siyasi nezaketimizi koruduk. Yapılan bütün provokasyonlara karşın, yurttaşlarımıza projelerimizi anlatmak için gece gündüz çalıştık. Ama seçim öncesi yaşananlar seçimleri yerel seçim olmaktan çıkardı.

Türkiye genelinde alınan sonuçlar şunu gösterdi: Hak ve özgürlükler için, demokrasi için, inançlara saygılı laiklik için önümüzde çileli bir yolculuk var. Çocuklarımızın çağdaş bir Türkiye’de yaşaması için bu yolculuğu sürdürmek boynumuzun borcudur. 

İsterdim ki şaibesiz, şüphesiz, tertemiz bir seçim olsun ve bu seçim demokrasi yolunda önemli bir kilometre taşı olsun. Ama seçim döneminde yaşadığımız zorluklar, seçimlere sayılı günler kala kapatılan Twitter ve YouTube... seçim bürolarımıza ve otobüslerimize yapılan saldırılar... Seçime iki gün kala sahte SMS mesajlarıyla adaylıktan çekildiğim yolunda yalan haberler yayılması… Kadıköy mitinginin iptal edildiğine dair sahte haberler yapılması… Seçim gecesi olacakların da ipucunu veriyordu. Zamanlaması manidar olan elektrik kesintileri, ortalarda dolaşan oy torbaları ve benzeri olaylar bu seçimlerin siyaset tarihimize temiz geçmesine engel olmuştur.

Her şeye karşın Cumhuriyet Halk Partisi olarak İstanbul’da bugüne kadarki en yüksek oyumuzu aldık. İstanbul’da bu oy oranına ulaşmamız elbette bizim için teselli olamaz. Mazeretlere sığınmak siyasi karakterime aykırıdır. Yapmamız gereken daha çok kenetlenerek, hiç zaman kaybetmeden yarından itibaren dünden daha hırslı çalışmaya başlamaktır.

Bu güzel ülkenin, demokrasi yolculuğunu sabırla ve inançla kesintisiz sürdürmesi gerekiyor. Bıkkınlık, çaresizlik, umutsuzluk bize yakışmaz. Görmeyen gözlere, duymayan kulaklara gerçekleri göstermek ve duyurmak için sabırla yolumuza devam edeceğiz. İstanbul’da ve Türkiye’de görevimiz ve sorumluluklarımız devam ediyor.

Bu kampanya sürecinde İstanbullulardan büyük ilgi ve destek gördük. İstanbul’a şükran borçluyuz. Bu süreçte Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’ndan büyük ilgi ve destek gördük. Kendilerine şükran borçluyuz. Bu süreçte başta İstanbul İl Başkanımız Oğuz Kağan Salıcı olmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi örgütünden büyük ilgi ve destek gördük. Örgütümüze şükran borçluyuz. Bu süreçte değişim gençliğinden, değişim kadınlarından unutulmaz destek gördük. Onlara şükran borçluyuz. Böylesine büyük destek bizim sorumluluklarımızı arttırıyor. Sonuçların her koşulda İstanbul’a ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

16 Ocak 2014 Perşembe



30 Mart yerel seçimlerine yaklaşılırken kamuoyunun nabzını tutan araştırmacılar, partilerin oy oranlarına ilişkin tahminlerini açıklamaya devam ediyor.

AK PARTİ YÜZDE 40'IN ALTINDA

22. Dönem Milletvekili Bülent Tanla'nın Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan yerel seçim anketinde, 30 Mart seçimlerinde Ak Parti'ye destek verenlerin oranı yüzde 40'ın altında çıktı. Ankete katılanlara yöneltilen "Yerel seçimlerde hangi partiye oy vermeyi düşünüyorsunuz?" sorusuna yanıt verenlerin yüzde 35.5'i tercihini Ak Parti'den yana kullandı. Yüzde 26.7'lik kesimin CHP'yi desteklediği ankette, MHP'nin oy oranı yüzde 15.1 olarak belirlendi.

SAADET PARTİSİ'NDE YÜKSELİŞ

Ankette Saadet Partisi'ndeki yükseliş dikkat çekti. Araştırmaya katılanların yüzde 8.4'ü yerel seçilerde Saadet Partisi'nin adayını destekleyeceğini belirtirken, BDP'yi destekleyenlerin oranı yüzde 7.6'da kaldı.

ADAY MI PARTİ Mİ?

30 Mart seçimleri öncesi merak edilen bir başka konu da belediye başkan adaylarının, seçmenlerin oy tercihleri üzerinde etkili olup olmayacağı. Bu konuda MHP seçmeninin yüzde 69.8'i oy tercihinde adayın daha önemli olduğunu belirtirken, Ak Parti seçmeninin de yüzde 53'ü adayın kendileri için önemli olduğunu ifade etti.

7 Ağustos 2013 Çarşamba



Sosyal Medyada Büyük Gaf: Bakan Suat Kılıç Selçuk Yula'yı Tanıyamadı!

Ağustos 2013 itibarıyla Türk futbolu acı bir kayıpla sarsılırken, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın taziye mesajında imza attığı "fotoğraf hatası" sosyal medyanın gündemine bomba gibi düştü. Fenerbahçe’nin ve milli takımın unutulmaz golcüsü Selçuk Yula’nın vefatı üzerine paylaşılan taziye mesajında, geçtiğimiz Nisan ayında yitirdiğimiz bir diğer efsane Serkan Acar’ın fotoğrafının kullanılması, spor camiasında şaşkınlıkla karşılandı.

Google Aramasıyla Gelen Talihsiz Hata

Olayın detaylarına göre Bakan Suat Kılıç, Selçuk Yula’nın vefat haberinin ardından resmi Twitter hesabından “Ruhun şâd olsun Selçuk Yula…” notuyla bir fotoğraf paylaştı. Ancak paylaşılan kare, efsane golcü Yula’ya değil, Fenerbahçe’nin yine çok sevilen ve yakın zamanda kaybettiğimiz kaptanı Serkan Acar’a aitti. Görünüşe göre Google’da yapılan hızlı bir görsel araması sonucu seçilen yanlış fotoğraf, Bakanlığın dijital iletişim ekibinin ya da bizzat Bakanın futbol hafızasındaki eksikliği olarak yorumlandı. Takipçilerin saniyeler içinde gelen sert uyarıları üzerine tweet hızlıca silinse de, "ekran görüntüleri" çoktan internet sitelerine düşmüştü bile.

Sonuç olarak, 2013 yılında sosyal medyanın hızı karşısında dikkatsizce atılan adımlar, kamuoyunda "garip" karşılanan büyük gaflara dönüşebiliyor. Bir Spor Bakanı'nın ülkenin en büyük futbol ikonlarından birini tanıyamamış olması, özellikle Twitter kullanıcıları arasında geniş bir mizah ve eleştiri konusu haline geldi. Haber-Blogcu olarak Selçuk Yula’ya Allah’tan rahmet, spor camiasına bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Umarız dijitalleşen dünyada bu tür "kopyala-yapıştır" faciaları, efsanelerimizin hatırasına bir daha gölge düşürmez. Teknoloji hız katsa da, doğru bilgi ve vefa her zaman daha önemlidir.

16 Nisan 2013 Salı



Başbakan Erdoğan, piyanist ve besteci Fazıl Say'ın, 10 ay hapis cezasına çarptırılmasıyla ilgili soruya, "Onlarla bizi meşgul etmeyin" yanıtını verdi.

Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nın ardından salondan ayrılırken gazetecilerin, Fazıl Say'ın 10 ay hapis cezasına çarptırılmasıyla ilgili sorusunu, "Onlarla bizi meşgul etmeyin" diye yanıtladı.

Başbakan Erdoğan'ın grup toplantısından öne çıkan satırbaşları ise şöyle:

-Şehit yakını ve gazilerden su ve elektrik ücretlerinde indirim imkanından yararlanamayanların tamamı artık bu haktan yararlanma imkanına kavuşacak. Ayrım yapmadan tüm şehit yakını ve gazilerimizi bu kapsama alıyoruz.
Vazife ve harp malulü kapsamında olup faizsiz konut kredisinden yararlanamayanlara da faizsiz konut imkanı getiriyoruz. Hak sahipleri bu çerçevede 73 bin lira, 20 yıl vadeli faizsiz konut kredisi kullanabilecekler.

- Daha önce sadece Terörle Mücadele Kanunu kapsamında olanlarla asayiş ve güvenlik hizmeti sırasında hayatını kaybeden veya malul olanlara tanınmış olan sanal intibak suretiyle maaş artış imkanını, şimdi tüm vazife malullerine sağlayacağız.

- Evladı askerde olup muhtaç olan ailelere çocuğu askerde olduğu süre boyunca düzenli olarak ayda 250 lira ödeme yapılacak.

- Vazife ve harp malullüğü kapsamında olup istihdam hakkı bulunmayanlara da istihdam hakkı verilecek. Örneğin Afyonkarahisar'daki o talihsiz olan askerlerimizin yakınlarına sadece maaş veriliyordu, şimdi maaş artı 2 istihdam
hakkını bu düzenlemeyle şehitlerimizin yakınlarına getirmiş oluyoruz.

- Vazife malullüğü kapsamında bulunan diğer kamu görevlilerine bir istihdam hakkı getirilecek. Buna ek olarak terör mağduru sivil vatandaşlardan hayatını kaybedenlerin yakınlarına veya malul olanlara da bir istihdam hakkı
getiriyoruz. Sosyal güvencisi olanların maaş hakkından yararlanmasına imkan sağlıyoruz.

- Yeni bir düzenlemeyle vazife ve harp malullerine sağlanan hakların kapsamını genişletiyoruz. Vazife ve harp malulü kapsamında olan TSK mensubu ve güvenlik görevlilerinden hayatını kaybedenlerin yakınlarına 2, malul olanlara ise bir istihdam hakkı getiriyoruz.

- 65 yaşını aşmış muhtaç vatandaşlar ile muhtaç engellilere yönelik maaş uygulamasının kapsamını da belli kriterler çerçevesinde genişleteceğiz.

Çözüm süreci:
- (Çözüm süreci) Çözüm isteyen herkesten ellerini, dillerini, eğer bunlar mümkün değilse yüreklerini bu sürece koymalarını rica ediyorum. Böyle hayati bir meselede, hayır konuşmayacak olanların en azından susmak suretiyle, sukut suretiyle sürece katkı vermelerini rica ediyorum.

Akil İnsanlar Heyeti:
- Akil İnsanlar Heyeti'nin çalışmalarına bakınca milletin çözüme yönelik inancı artmıştır.Bu birlikteliği hazmedemeyenler, çeşitli provokatif eylemlere giriyorlar. Milletin inancı tüm bu kışkırtmaları ezip geçecektir.
- (Kılıçdaroğlu'na) Tarih, Kılıçdaroğlu'nun kalbinde yara olduğu için bizim verdiğimiz tarih derslerini bir türlü öğrenemedi. Kılıçdaroğlu'nun Dersim tarihi sıfır, CHP tarihi sıfır, demokrasi tarihi sıfır. İstanbul şehir tarihi
sıfır, futbol tarihi sıfır, İslam ve Türkiye tarihi yıldızlı sıfır.

Bahçeli'ye yanıt:
İktidar ortağı olduğu döneme ilişkin araştırma komisyonu kurulması için ''hodri meydan'' diyen MHP liderine, Başbakan'dan da ''Hodri meydan'' yanıtı geldi.

Başbakan, ''Milliyetçilik, milliyetçiyim diyenlerin boşalttığı devletin kasasını doldurmaktır'' dedi.

Bahçeli'ye, ''Madem ki hodri meydan dedin, merak etme çalışmalar başlar ve herşey ortaya çıkar'' mesajını gönderdi.

28 Şubat 2013 Perşembe


CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, CHP’li bazı milletvekilleri ile birlikte TBMM’de basın toplantısı düzenledi.

BDP heyetinin İmralı ziyaretine değinen İnce, Silivri Cezaevi’nde İlker Başbuğ’a yaptığı ziyarette yaşadıklarını anlattı.

BDP’li heyetin İmralı ziyareti hakkında konuşan Muharrem İnce, "Ben bu ülkenin bir milletvekiliyim. Altan Tan da bu ülkenin bir milletvekili. Silivri Cezaevi’nde İlker Başbuğ’u ziyaretimde yaşadıklarımı anlatıyorum. Kemerimi, ayakkabılarımı çıkardılar. Bozuk paralarımı, çakmağımı, telefonumu aldılar. X-Ray cihazından geçirdiler. Soğuk bir salonda sabahtan demlenmiş acı bir çay içtik. Benim içeriye toplu iğne sokma Şansım dahi yoktu. Altan Tan’ın gazetelere anlattığı İmralı’daki Abdullah Öcalan’a yaptıkları ziyareti söylüyorum. ’Üstümüz aranmadı. İsteseydik kayıt cihazı götürebilirdik. 2 porsiyon yemek yedik.’ Elini kolunu sallayarak gidiliyor. Ben de milletvekiliyim o da milletvekili" diye konuştu.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda CHP’li üyelerin önerilerinin reddedildiğini belirten İnce, "Tayyip Öcalan- Abdullah Erdoğan’ Anayasası yapmak istiyorlar. Yapılmak istenen bu. Türk vatandaşlığı ve Türk milleti kavramını anayasadan çıkarmak istiyorlar. Eğitim dilinin değiştirilmesini istiyorlar. Anlaşmışlar burada. ’Yerel yönetimlere yetki veriyoruz’ diyerek özerk yönetimi ve federasyona bir geçiş ve olanak tanımak istiyorlar. Başkanlık sistemi altında bir diktatörlük kurmak istiyorlar. Bizim taleplerimiz reddedildi ama AKP-PKK talepleri bu dört maddeden oluşmaktadır" dedi.

Muharrem İnce, son günlerde bir kısım medyanın ’AKP özgürlükçü ve demokrat bir anayasa yapmak istiyor. CHP ise 1930’luların kafasında ve özgür bir ülke istemiyor’ dediğini belirterek CHP’li üyelerin Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda yaptıkları önerilerinin AKP tarafından reddedildiğini söyledi.

Muharrem İnce, "Seçim barajının yüzde 5’e düşürülmesini istemişiz. AKP bunu reddetmiş. Yargı bağımsızlığı istemişiz. AKP bunu reddetmiş. Grev hakkı istemişiz. AKP bunu reddetmiş. Toplu sözleşmeyi istemişiz. AKP bunu reddetmiş. Kadınların temsili...’Eşit temsili devlet gözetlemekle yükümlüdür’ demişiz. AKP bunu reddetmiş. Kamu görevlisine güvence istemişiz. AKP bunu reddetmiş. ’Taşeronluğa son’ demişiz. AKP bunu reddetmiş. Sendika hakkının genişletilmesini istemişiz. AKP bunu reddetmiş. ’Hiç kimse dini, dili, mezhebi, ve düşüncesi nedeniyle ayrımcılık yapılamaz, hor görülemez ötekileştiremez. dışlanamaz’ demişiz. ’Devlet bütün din, mezhep, inançlara eşit mesafede durmakla yükümlüdür’ demişiz ve ’Devlet tüm eylem ve işlemlerinde buna uymakla yükümlüdür’ demişiz. AKP bunu reddetmiş" dedi.

"TAYYİP ÖCALAN-ABDULLAH ERDOĞAN’ ANAYASASI YAPMAK İSTİYORLAR"

Muharrem İnce sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunu yazamayız Laikliğe ne gerek var’ demişler. Şimdi bunları öneren CHP ileri, demokrat ve özgürlükçü değil mi ? Bunları biz önermişiz. AKP bunları reddetmiş. Biz devrimci bir partiyiz. Bunun karşılığında ise AKP-PKK anayasası yapmak istiyorlar. ’Tayyip Öcalan- Abdullah Erdoğan’ Anayasası yapmak istiyorlar. Yapılmak istenen bu. Çok net bir şekilde söylüyorum bunu. Türk vatandaşlığı ve Tük milleti kavramını anayasadan çıkarmak istiyorlar. Eğitim dilinin değiştirilmesini istiyorlar. Anlaşmışlar burada. ’Yerel yönetimlere yetki veriyoruz’ diyerek özerk yönetimi ve federasyona bir geçiş ve olanak tanımak istiyorlar. Başkanlık sistemi altında bir diktatörlük kurmak istiyorlar. Bizim taleplerimiz reddedildi ama AKP-PKK talepleri bu dört maddeden oluşmaktadır. Türkiye’nin geldiği noktaya gerçekten üzülüyoruz. Bunu yazacak yürekli bir gazete arıyorum. Dün söylediklerim hiçbir gazete ve televizyonda söylenmedi."

DHA

9 Şubat 2013 Cumartesi


Erdoğan MYK toplantısında açıkladı.

 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dünkü MYK toplantısında AKP'nin son oy oranını açıkladı.

"Ne zamlar ne yaşam koşullarının kötülüğü ne iktidar yıpranması ne de siyasal dengelerin bir parti lehine aşırı bozukluğu bütün bir ulusun geleceğinin şekillenmesi yetkisinin bir kaç kişinin elinde toplanması hiç biri seçmeni etkilemiyor."

Oy vermeye Devam aynen devam!


ŞUBAT AYI ORANLARINDA ARTIŞ

"Vatandaşımız partimize tam destek veriyor" yorumunda bulunan Erdoğan'ın açıkladığı son ankete göre AK Parti'nin oyu Şubat ayı itibarıyle yüzde 52.4. Ankete göre ana muhalefet partisi CHP yüzde 22, MHP ise yüzde 12.8'e ulaştı. 4 saat süren MYK toplantısında oy oranları detaylı bir şekilde masaya yatırıldı.


dip not: Mazohist nedir?
Belirtileri:
1. Çok daha iyi seçenekler açıkça mümkün olduğu zaman bile hayal kırıklığına, başarısızlığa ve kötü davranışa yol açacak durum ya da kişilerin seçilmesi.
2. Kendisine yönelik yardım girişimlerini reddetme ya da etkisiz hale getirme.
3. Olumlu kişisel hadiselere (örnek: yeni bir başarı) tepkisinin; depresyon, suçluluk duygusu ya da acı getirecek bir davranış (bir kazaya uğrama gibi) biçiminde olması.
4. Kızgınlığı kışkırtacak, tepkileri reddeder bir davranış tarzı benimseme ve bunun sonucunda kendisini yaralanmış, bozguna uğramış, aşağılanmış hissetme. (Karı ya da koca ile toplum içinde alay etmek, sert bir cevapla kışkırtmak ve gördüğü tepki nedeni ile kendisini yıkılmış hissetmek).
5. Keyif fırsatlarını reddetme, zevk aldığını fark etmede gönülsüz davranma (yeterli sosyal becerisi ve zevk alma kapasitesi olmasına karşın).
6. Yapabileceğini kanıtlamış olmasına karşın, kişisel amaçları için çok önemli ve kritik olan işleri tamamlamakta başarısız olma.(Arkadaşlarına ödevleri için yardım eder fakat kendisininkini yazamaz).
7. Kendisine sürekli olarak iyi davranan, sevgi gösteren kişileri reddetme veya ilgisiz davranma. (Seks partnerini çekici bulmaz).
8. Bu yönde bir talep olmadığı ve istenmemesine rağmen aşırı fedakarlıkta bulunma.
9. Bu davranışların, fiziksel, seksüel veya fizyolojik eziyet görme beklentisiyle ya da bunlara karşılık olarak özellikle vuku bulmaması.


Değerlendirme:
Bu bölümde sayılan kriterlerden beş ve daha fazlasının varlığı ile Mazohistik Kişilik Bozukluğundan söz edilebilir.
Erken yetişkinlik çağında başlayan ve farklı bağlamlarda bulunan, kendine eziyet etme davranışı kalıbıdır. Kişi sıklıkla keyif veren deneyimlerden kaçınabilir, acı çekeceği davranış veya durumlar onu çeker ve kendisine yardım edebilecek kişileri çeşitli bahaneler ile önler. Başarısızlık, aşağılanma, acı çekme, üzüntü içeren durum ve ilişkiler mazoşist kişilik bozukluğu olan kişileri çeker. Bu bozuklukla kaçınılmaz bağlantısı olmamakla birlikte, seksüel mazoşizm de bulunabilir.
Mazoşist Kişilik Bozukluğunun belirgin bir nedeni yoktur; bazı teorilere göre yetiştiriliş tarzı etken olduğu gibi biyolojik nedenler de muhtemeldir. Bu bozukluk nadir görünür ve cinsiyetle veya aile yapısıyla ilgili oluşumu hakkında az bilgi vardır.
Tedavi kişilik bozukluğunun tipine göre değişse de bazı genel prensipler hepsine uygulanır. Aile üyeleri çeşitli şekillerde hastanın problemli davranışlarını ya da düşüncelerini kuvvetlendirir veya azaltırlar, onların katılımı yardımcı hatta sıklıkla gereklidir.
dip not kaynak:http://blog.milliyet.com.tr/mazohistik-kisilik-bozuklugu---test-13/Blog/?BlogNo=12279

Ergenekonun bir numaralı Tanığı:‘Ergenekon davası bir projeydi bitti’

ERGENEKON davası savcılarının verdiği ifadeleri referans gösterdiği Tuncay Güney, SkyTürk 360’ta Şimdi Söz Sende programına konuk oldu. Kanada’nın Toronto kentinden canlı yayın bağlantısıyla programa katılan Güney, ilginç açıklamalarda bulundu. “Ergenekon davası bir projeydi bitti artık. İçerdekilerin çıkması gerekir” diyen Güney “Benim yüzümden tabii ki insanlar cezaevine girmesinler.

Ben vicdanen rahatsızım.

 İşkence görmeseydim o konuşmaları yapmazdım. Ergenekon’un temeli sayılan emniyette verdiğim ifadeler geçersizdir. Devlet beni kullandı. Türkiye’de adalet aramak genelevde bakire aramaktan farksızdır” diye konuştu. Güney, Paris’te öldürülen üç PKK’lı kadının katili Ömer Güney’i tanımadığını belirterek “Paris suikastı faili meçhul kalacaktır” dedi. Ocak 2009’da TRT’de bir programa katılan Güney en son 5 Mayıs 2012’de yazarımız Mustafa Mutlu’ya yazdığı mektupta “Ergenekon bir oyundur” demişti.

26 Ocak 2013 Cumartesi


Metropoll Araştırma Şirketi’nin yaptığı ikinci araştırmaya göre, Türkiye’de her iki kişiden biri basına, yargıya müdahalelerin ve yolsuzlukların arttığını düşünüyor. Katılımcıların yüzde 51.9’u yolsuzluğun arttığını düşünürken yüzde 36.8’i bu görüşe katılmıyor. Yolsuzluğun arttığını düşünenler içerisinde AKP seçmenlerinin oranı 35.1’e ulaşıyor.

Serbest kıyafete destek yok

• Katılımcılar yüzde 71 gibi büyük oranla okullarda kıyafetin serbest bırakılmasını desteklemezken sadece yüzde 24’lük bir kesim bu uygulamayı destekliyor. Uygulamayı AKP’li seçmenlerin de yarısından fazlası (yüzde 59) desteklemiyor. Muhalefet partilerine oy veren seçmenlerin büyük bir çoğunluğu da okullarda serbest kıyafet uygulamasına destek vermiyor. Hükümetin yeni yürürlüğe koyduğu bu uygulamada kendi tabanından bile yeterli destek alamadığı görülüyor.

• Katılımcıların yüzde 54’ü son dönemde hükümetin yargıya müdahale ettiğini, yüzde 30’u müdahale etmediğini düşünüyor. Gerek muhalefet partili seçmenlerin büyük kısmı gerekse de AKP’li seçmenlerin yüzde 42’si hükümetin yargıya müdahale ettiği kanısını taşıyor.

• Katılımcılara “Son yapılan 12 Haziran milletvekili seçiminde verdiğiniz oy için pişmanlık duyuyor musunuz?” sorusu sorulduğunda seçmenlerin yüzde 15’inin vermiş oldukları oydan pişmanlık duyduğu, yüzde 75’inin ise pişmanlık duymadığı belirlendi. • Araştırma bulgularına göre katılımcıların yüzde 32’sinin Türkiye’de yeni bir partiye ihtiyaç duyduğu, yüzde 52’sinin ise ihtiyaç duymadığı belirlendi. Yeni bir siyasi partiye en çok ihtiyaç duyan seçmenler CHP ve MHP’li seçmenler. AKP’li seçmenlerinin bile yüzde 27’sinin kendilerinin de oy verebilecekleri yeni bir partiye ihtiyaç duydukları tespit edildi. • Araştırmanın kritik sorularından biri de “Bu pazar seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusu oldu. Bu soruya kararsız, cevapsız ve protesto oyları dağıtılmadan katılımcıların yüzde 39.1’inin AKP’ye, yüzde 17.6’sının CHP’ye ve yüzde 9.8’inin de MHP’ye oy vereceği belirlendi.

25 Ocak 2013 Cuma


İçişleri, Turizm, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanları değişti. Erdoğan, iç kabinesi olarak adlandırılan, her önemli karar öncesi danıştığı dört isme bakanlık koltuğu verdi.


Başbakan Erdoğan beklenen hükümet revizyonunu dar kapsamlı tuttu. İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık ve Kültür bakanlarının değişmesi siyasi kulisler için sürpriz olmadı. Ancak bu bakanların yerine gelenler isimler ise sürpriz oldu.

Başbakan Erdoğan’ın Afrika gezisi dönüşünde “Her an her şey olabilir” diyerek sinyalini verdiği kabine değişikliği dün gerçekleşti. Perşembe günleri gerçekleştirilen devletin zirvesindeki görüşme trafiği, kabine değişikliği haberiyle son buldu. Görüşme kapsamında ilk olarak Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel’i Başbakanlık’ta kabul etti. Görüşme yaklaşık 1,5 saat sürdü. Cumhurbaşkanı Gül ile Genelkurmay Başkanı Org. Özel’in görüşmesi ise saat 15.10’da başladı.
Yıldırım tek kaldı

AK Parti’nin Abdullah Gül başkanlığında kurulan ilk hükümetinden bu yana tüm kabinelerde Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile birlikte görev alan Sağlık Bakanı Akdağ 10 yıl sonra koltuğuna veda etmek durumunda kaldı. Yıldırım ise kabinenin koltuğu hiç değişmeyen tek ismi olarak kaldı.

Gelenler sürpriz oldu

Revizyon ile koltuğunu kaybeden Şahin, Akdağ, Dinçer ve Günay, kabine değişikliği arifesinde isimleri “gidici bakanlar” olarak telaffuz edilen 4 isimdi. Erdoğan’ın gerçekleştirdiği revizyon bu çerçevede “gidenler” açısından AK Parti grubu ve siyasi kulisleri şaşırtmadı.

Müezzinoğlu da şaşırdı

10 yıldır bakanlık yapan Akdağ, sağlıkta önemli değişim politikalarına imza atan, Erdoğan’a en bağlı isimlerden biriydi. Ancak Akdağ, AK Parti Meclis grubunda geniş bir kesimin sıcak bakmadığı bir isimdi. Akdağ’ın yerine gelen Edirne Milletvekili Mehmet Müezzinoğlu ise revizyonun en sürpriz ismi oldu. AK Parti eski İstanbul İl Başkanı olan Müezzinoğlu, Erdoğan’ın İmam Hatip’ten okul arkadaşı ve AK Parti liderinin en güvendiği isimlerden biri.